Doğanın İnsana ve Sofraya Sunduğu Lütuf: Tütsüleme Yöntemi

tutsulenmis-somon

Gün geçmiyor ki do?a bir özelli?iyle daha ?a??rtmas?n bizi.
Evet, tütsülemeden bahsediyoruz. Fümeleme ya da isleme ise tütsülemenin göbek adlar?. Yak?lan a?aç parçalar?n?n duman?yla yap?l?yor ve g?da direkt ate?e maruz b?rak?lm?yor. Peynir, et, bal?k ba?ta olmak üzere g?dalara uygulan?yor ve katt??? aroma ve uzun dayanma süresiyle özellikle son y?llarda daha fazla tercih ediliyor. ?sli peynir ya da füme somon deyince market raf?ndan ya da restorandaki sipari?inizden hat?rlayacaks?n?zd?r. Peki yap?l???n? ve faydalar?n? biliyor musunuz?
Ve i?te do?an?n bize tatl? k?ya??; tütsüleme!
Tütsüleme neymi?, bakal?m…

tutsuleme-fumeleme

Tütsüleme/isleme/fümeleme g?dalar?n duman alt?nda haz?rlanmas? olarak özetlenebilen bir çe?it ‘pi?irme’ tekni?idir. Asl?nda g?day? ate?siz olarak pi?irmek, tütsülemenin tam ve do?ru kar??l???. Pi?irme için gereken duman ise sert a?açlar?n odun tala??ndan sa?lan?r. Bu a?açlara me?e, akçaa?aç, kay?n, bazen de elma, kiraz veya erik örnek gösterilebilir.
Reçineli a?açlar ise tütsülemeye uygun de?ildir. Hangi a?ac? kullan?rsan?z, o a?aç, g?daya kendine has aromas?n? verecektir. Yani farkl? a?açlarla farkl? aromalar elde etmek mümkün olabilir. Bu geleneksel yöntemin haricinde geli?en teknolojiyle art?k tütsüleme yap?lan f?r?nlar da mevcuttur.

Tütsülemede, g?dan?n içerisindeki suyun bir k?sm? isleme yöntemiyle uzakla?t?r?l?r. Dumanda yer alan ve patojen dü?man? baz? maddeler, isleme yoluyla g?daya geçer ve g?dada yeni mikroorganizmalar üremesini önler. Fümelenmi? g?dan?n daha uzun süre dayanmas?n?n s?rr? da budur diyebiliriz.
?ki çe?it fümeleme tekni?i vard?r; s?cak dumanlama ve so?uk dumanlama. S?cak dumanlama evde, aç?k alanda ya da bahçede rahatl?kla yap?labilirken, so?uk dumanlama için biraz teçhizat gerekebilir.
Tütsülemeyi en çok peynir, et ve bal?kta görüyoruz demi?tik. Peynirde isli peynir, ette dana ve hindi, bal?kta ise somon, mersin, alabal?k, istavrit, uskumru, lüfer, sardalya ve y?lan bal??? çe?itlerinde fümelemeyi görüyoruz.

YEMEK
Ö?REN 26 A?ustos 2016
Favorilerime Ekle
Gün geçmiyor ki do?a bir özelli?iyle daha ?a??rtmas?n bizi.
Evet, tütsülemeden bahsediyoruz. Fümeleme ya da isleme ise tütsülemenin göbek adlar?. Yak?lan a?aç parçalar?n?n duman?yla yap?l?yor ve g?da direkt ate?e maruz b?rak?lm?yor. Peynir, et, bal?k ba?ta olmak üzere g?dalara uygulan?yor ve katt??? aroma ve uzun dayanma süresiyle özellikle son y?llarda daha fazla tercih ediliyor. ?sli peynir ya da füme somon deyince market raf?ndan ya da restorandaki sipari?inizden hat?rlayacaks?n?zd?r. Peki yap?l???n? ve faydalar?n? biliyor musunuz?
Ve i?te do?an?n bize tatl? k?ya??; tütsüleme!
Tütsüleme neymi?, bakal?m…
Bir çe?it pi?irme tekni?i: Tütsüleme nedir?
holysmokeoliveoil
holysmokeoliveoil
Tütsüleme/isleme/fümeleme g?dalar?n duman alt?nda haz?rlanmas? olarak özetlenebilen bir çe?it ‘pi?irme’ tekni?idir. Asl?nda g?day? ate?siz olarak pi?irmek, tütsülemenin tam ve do?ru kar??l???. Pi?irme için gereken duman ise sert a?açlar?n odun tala??ndan sa?lan?r. Bu a?açlara me?e, akçaa?aç, kay?n, bazen de elma, kiraz veya erik örnek gösterilebilir.
Reçineli a?açlar ise tütsülemeye uygun de?ildir. Hangi a?ac? kullan?rsan?z, o a?aç, g?daya kendine has aromas?n? verecektir. Yani farkl? a?açlarla farkl? aromalar elde etmek mümkün olabilir. Bu geleneksel yöntemin haricinde geli?en teknolojiyle art?k tütsüleme yap?lan f?r?nlar da mevcuttur.
tutsulenmis-somon
Tütsülemede, g?dan?n içerisindeki suyun bir k?sm? isleme yöntemiyle uzakla?t?r?l?r. Dumanda yer alan ve patojen dü?man? baz? maddeler, isleme yoluyla g?daya geçer ve g?dada yeni mikroorganizmalar üremesini önler. Fümelenmi? g?dan?n daha uzun süre dayanmas?n?n s?rr? da budur diyebiliriz.
?ki çe?it fümeleme tekni?i vard?r; s?cak dumanlama ve so?uk dumanlama. S?cak dumanlama evde, aç?k alanda ya da bahçede rahatl?kla yap?labilirken, so?uk dumanlama için biraz teçhizat gerekebilir.
Tütsülemeyi en çok peynir, et ve bal?kta görüyoruz demi?tik. Peynirde isli peynir, ette dana ve hindi, bal?kta ise somon, mersin, alabal?k, istavrit, uskumru, lüfer, sardalya ve y?lan bal??? çe?itlerinde fümelemeyi görüyoruz.
Sa?l?kl? saklama: Tütsüleme niye yap?l?r?
loupiote
loupiote
Tütsülemenin sadece tad? için yap?ld???n? san?yor olabilirsiniz ancak yan?l?yorsunuz. Tütsülemenin, aroma haricinde hem saklama, hem sa?l?k olarak farkl? yararlar? var. Tütsüleme, kullan?lan a?aç türüne göre farkl? aromalar? g?daya kat?yor evet. Böylece ette mevcut lezzetinin yan?nda farkl? bir is tad? da oluyor. Ayr?ca içinde farkl? mikroorganizmalar?n üremesi engellendi?i için antimikrobik oldu?u gibi daha uzun süre de saklanabiliyor. Çok bilinmeyen bir etkisi de antioksidan olmas?. Yani lezzeti kadar faydas? da mevcut.
O zaman ne duruyoruz? Tütsüleme yapal?m m??
O halde: Tütsüleme nas?l yap?l?r?

tutsulenmis-balik

?lk olarak bal???n?z? iyice temizleyin ve y?kay?n. Bal?klarda kan kalmamas?na dikkat edin, p?ht?lar? ve kar?n içi zar? da ald???n?zdan emin olun. ?sterseniz iri bal?klar? parçalara ay?rabilirsiniz, bu tamamen size kalm??. Ancak unutmay?n; tütsüleme i?lemi ba?lad?ktan sonra bir daha y?kama yapamayacaks?n?z, bu yüzden bal??? iyice temizleyin.
Ard?ndan kürleme dedi?imiz tuzlama a?amas?na geçiyoruz. Elinizi ?slat?n ve ince tuza bat?r?n. Elinize yap??an tuzlarla kar?n bo?lu?u dahil bal??? iyice ovalay?n, tuzlar? yedirin. Kaya tuzu, iyotlu tuz ya da deniz tuzu kullanmamaya dikkat edin. ?yotsuz sofra tuzu, vakumlu kurutulmu? tuz, ince tuz ve konserve tuzu kullanabilirsiniz. Tuzlanan bal?klar? kar?nlar? yukar? do?ru bakacak ?ekilde bir kaba dizin ve 10 saat kadar dinlendirin.
Bu i?lemden sonra s?ra geldi kurutmaya. Direkt güne? ?????na maruz kalmayacaklar? bir yerde bal?klar?n?z? kuyruklar?ndan asarak kar?nlar? aç?k bir biçimde kurumaya b?rak?n. Bal?klar?n?z?n kurudu?unu kar?nlar?ndan anlayabilirsiniz. E?er kar?n k?sm?na bast?rd???n?zda parmak iziniz kal?yorsa i?lem tamam demektir.
Yukar?da bahsetti?imiz a?aç türlerinden birinin tala??n? kapakl? mangal ya da tütsü f?r?n?na haz?rlad?ktan sonra ?zgaray?, tala?lara de?meyecek ?ekilde 8 cm kadar yukar? yerle?tirin. Bal?klar?, mangal?n kenarlar?na de?meyecek ?ekilde yerle?tirin. Ate? yak?n ve mangal? üzerine koyun. Mangal?n kapa??n? iyice kapatt???n?zdan emin olun.
Mangal?n içindeki tala?lar rutubetini kaybedip duman ç?karmaya ba?lad?ktan sonra için için yanacakt?r. Ve böylece etiniz (bal???n?z) bu dumanla tütsülenecek, seçti?iniz a?ac?n tala??yla aromalanacak, lezzetlenecek. Ortalama 25 dk. Mangal? ate?ten al?n ve üstünü açmadan so?umaya b?rak?n. Ve yar?m saatlik sürenin sonunda ta taaa! Dumanla iyice pi?en bal???n?z haz?r!

Fitness Alzheimer'ı önlüyor!

pt-web-830x400

“Sa?lam kafa, sa?lam vücutta bulunur” sözü do?ruland?! Bilim adamlar? fitness’?n unutkanl??a ve alzheimer hastal???na kar?? koruyucu oldu?unu ve hastal??? durdurdu?unu kan?tlad?.

alzheimer

ABD’de bilim adamlar?n?n, beyin ve fitness ili?kisi üzerinde yapt?klar? ara?t?rmalar sonucunda fitness’?n ba?lang?ç safhas?ndaki Alzheimer hastalar?na da yarar sa?lad??? ortaya ç?kt?.

Alzheimer hastal???n?n ba?lang?ç safhas?ndaki hastalar üzerinde yap?lan ara?t?rmada, vücutlar? daha fit olan hastalar?n beyninde daha az hasar meydana geldi?i saptand?.

Sa?l?kl? insanlarda, fitness ve egzersizin beyinde, ilerleyen ya?a ba?l? de?i?iklikleri yava?latt??? biliniyor. Son bulgular ise, Alzheimer’in ba?lang?ç safhas?nda olan hastalar?n da egzersizden yarar görebilece?i yönünde.
Alzheimer Derne?i Medikal ve Bilimsel Dan??man? Dr. Sam Gandy, “E?er Alzheimer hastas? iseniz, fit olmak için geç kalm?? say?lmazs?n?z” diyor.

University of Kansas T?p Merkezi ara?t?rmac?lar?, 60 ya? üzeri 56 sa?l?kl? yeti?kin ve 60 ba?lang?ç seviyesindeki Alzheimer hastas? üzerinde fitness ve beyin ili?kisini ara?t?rd?.

Ara?t?rmac?lar, oksijen tüketimini ölçen ko?u band? testlerine dayanan kardiyovasküler fitness testini uygulad?lar. MRI (manyetik rezonans görüntüleme) yöntemiyle beynin özellikle haf?za k?sm?na odaklanarak beynin hacmini ölçtüler.

Ara?t?rman?n sonuçlar?, Chicago’da Alzheimer Derne?i Uluslararas? Konferans’?nda sunuldu. Alzheimer’da beynin hippocampus bölgesinin hasar gören ilk bölge oldu?u ve Alzheimer ba?lang?c?ndaki hastalar aras?nda fiziksel olarak fit olanlar, olmayanlara göre beynin haf?za aç?s?ndan önemli olan hippocampus bölgesinde daha fazla beyin hacmine sahip.

Ara?t?rmay? yürüten Robyn Honea “Bu çal??ma, beyinde hasar?n tam olarak nerede meydana geldi?ini bulmak aç?s?ndan bir ilk. Alzheimer’e ba?l? haf?za kayb?n?n gerçekle?ti?i kilit bölge olan hippocampusta fitness’a ba?l? de?i?iklikleri tespit etmek mümkün” dedi.

Ba?ka bir ara?t?rmada da Avustralyal? ara?t?rmac?lar, haf?za kayb? ya?ayanlar?n bak?c?lar? taraf?ndan yönlendirilen 12 ayl?k bir ev egzersizi program?yla haf?za kayb?n?n yava?lad???n? ve daha iyi bir ya?am kalitesine ula?t?klar?n? ortaya koymu?tu.

Kavun Uykusuzluğa İyi Geliyor!

kavun 1

Kavun (100 gr: 26 kalori)

Nedir?

Kavunun yüzde doksan be?ini su olu?turur. A, B 1, C vitaminleri, meyve ?ekeri, selüloz, azotlu ve ya?l? maddeler de var. Kavun gerek cildi tazeler, ona canl?l?k ve güzellik kazand?r?r. ?smi estetik tarihine geçen ünlü güzellerin ve artistlerin pek ço?u ciltlerindeki gerginlik ve tazeli?i kavuna borçlu olduklar?n? söylerler.

Neye iyi gelir?

Kan? temizler. Antioksidan özelli?i vard?r. Endi?e ve uykusuzlu?a iyi gelir. Ba??rsak ve cilt kanserine kar?? Amerikan Kanser Enstitüsü taraf?ndan tavsiye edilmi?tir.

Saçımız Neden Beyazlaşıyor?

erken_beyazlayan_saclar_icin

Asl?nda bir saç teli, ortas? bo? olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten ba?ka bir ?ey de?ildir. Genç ya?larda bu bo?lukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir s?v? vard?r. Ya?land?kça derimiz saçlar?m?z? ve vücudumuzdaki di?er k?llar? eskisi gibi sa?l?kl? olarak üretemez. K?llar?n ortas?ndaki s?v? kaybolur, boya hücreleri de tutunamad???ndan sadece hava kal?r. Saçlar boyas?z hale gelir, beyaz renge yani as?l rengine dönü?ür.

Bütün saçlar?m?z?n beyaza dönü?me süreci 10 ila 20 y?l sürebilir. Asl?nda her bir saç telinin rengi ya siyaht?r (sar?, k?rm?z?, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yava? yava? grile?ip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi ayn? anda beyazlanmad???ndan, beyazlar?n say?s? artt?kça bütün saç gittikçe aç?lan gri renkte görülür. ??in ilginç taraf? boya hücreleri bazen üretime h?z verirler. Gittikçe beyazla?an saçlar geçici bir süre tekrar biraz koy ula?m?? gibi görünebilirler. ?nsanlar aras?nda bir ?ok veya a??r? gerilim geçiren birinin saçlar?n?n bir gecede beyazla?t???, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndü?ü söylenir. Hatta baz? tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gidece?i günün gecesinde saçlar?n?n hepsinin bembeyaz oldu?unu yazarlar.
Saçlar?n devaml? olarak uzad???, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldi?i hat?rlanacak olursa, mevcut saç?n de?il, ancak yeni gelecek saç?n beyaz olabilece?i, dolay?s?yla saçlar?n bir gecede beyazla?mas?n?n mümkün olmad??? görülüyor. Ancak bilim insanlar? bu olay?n birkaç haftal?k bir süreçte olabilece?ini söylüyorlar.

Tiroid bezi, ?eker gibi hastal?klarda ve a??r? stres veya ?ok gibi durumlarda ki?inin renkli saçlar? bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazla?m?? saçlar kalabilir. Di?er saçlarla birlikte beyazlar?n yerine de daha gür ve siyah saçlar ç?kabilir. Saçlar?n beyazla?mas? insanl?k tarihinde nedense hep sorun olmu?tur. Kimileri onu olgunlu?un ve bilgeli?in simgesi olarak görürken, tarih boyu sava? kahramanlar?, ya?l?l???n ve güçsüzlü?ün belirtisi olarak görmü?ler ve bir ?ekilde saçlar?n? boyam??lard?r.

Bu arada bir ?eyi daha belirtelim; saçlar?m?z?n k?v?rc?k, dalgal? veya düz olmas?n? da ebeveynlerimizden ald???m?z genler belirliyor. K?v?rc?k bir saç? kesti?imizde kesitinin dikdörtgene yak?n oldu?unu, dalgal? saç?n elips, düz saç?n kesitinin ise daire oldu?unu görebilirsiniz. ??te bu saç kesitlerinden dolay? baz? saçlar dümdüz uzarken baz?lar? hemen k?vr?lmaya ba?lar. K?v?rc?k saçl?lar, saçlar?n?z? bo?una ütülemeyin, saç?n yap?s?n? yani kesitinin ?eklini de?i?tirmeden kal?c? bir düz saça sahip olman?z mümkün de?il.

Neden Her İnsanın Sesi Farklıdır?

neden-herkesin-sesi-farkl?-500x330

?nsan sesi, daha do?rusu insan konu?mas? olu?urken katk?da bulunan o kadar çok ?ey vard?r ki, bunlar bir araya gelince iki insan?n konu?mas?n?n ayn? olma ihtimali yok denecek kadar azd?r. Hatta her bireyin konu?mas? o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekanslar? yok edilmesine ra?men, açar açmaz ‘merhaba’ deyi?inden kar??m?zdaki ki?iyi tan?yabiliriz.
Sesimizin olu?mas?n?n ana nedeni ?üphesiz ses tellerimizdir. Ses tellerinin boyu sesimizin kal?nl???n? belirler. Ne kadar uzunsalar ses o kadar ince ç?kar. Kad?nlar?n erkeklere göre avantajlar? ses tellerinin daha uzun olmalar?d?r. Tabii ki ses tellerimiz sesimizin t?n?s?n? tek ba?lar?na belirleyemezler. Duda??m?z, di?lerimiz, dilimiz olmasayd? ortaya anla??lmaz rahats?z edici bir gürültü ç?kard?.

Konu?urken nefes veririz. Bu nefes konu?man?n karakteristi?ini etkileyen en az 11 noktadan geçer. Ayr?ca ki?inin karakteri, havan?n ak??? ve h?z?, a??z ve dudak yap?s? da konu?mada etkin faktörlerdir. Ancak tüm konu?ma olay?n?n organizatörü beyindeki bir bölgedir. Burada dü?üncenin ana yap?s? olu?turulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birle?tirilir ve bo?aza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanlarda ise beyinde böyle bir bölge yoktur. Baz? papa?an, muhabbet ku?u hatta karga türlerinin konu?malar? onlar?n ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir. Bilinçli bir konu?ma söz konusu de?ildir. Genetik olarak insana en yak?n olan ?empanzelerin bile dil ve damak yap?lar? nedeni ile insan gibi konu?malar? mümkün de?ildir.
Dünyan?n dört bir yan?nda farkl? lisanlar konu?uluyor ama tüm bu insanlar a??zlar?nda benzer sesler ç?kar?yorlar. Her iki dudaklar? ile T’ ve ‘B’, dudak ve di?leri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön k?sm? ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka k?sm? ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini ç?kar?yorlar.

Dilin ilk insanlarda, i?birli?i daha do?rusu kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyac?ndan do?du?u san?l?yor. Günümüze kadar alt? bin dil geli?tirilmi?. Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yan?, en çok kullan?lan kelimelerin daha az say?da harfle yaz?lmalar?d?r. Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde baz? ilginç özellikler var. Bir kere cisimleri di?i ve erkek olarak ay?rm?yoruz, ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden de?i?ik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz. ?nsan yüzündeki ka?, göz, burun, a??z ve di?er ?ekillerin çok az fark göstermelerine ra?men hepsi birle?ince nas?l bir insan di?erine benzemiyorsa, olu?umunda katk?da bulunan ?eylerin çe?itlili?i aç?s?ndan konu?mam?z da öyledir.

http://www.herseyhakkinda.net/sivrisinekler-insani-neden-sokar/

sivrisinek-neden-?s?r?r

Dünyada yakla??k üç bin sivrisinek türü oldu?u bilinmektedir. Bunlar?n ço?u insana sald?rmaz. Zaten aksi olsayd? dünyan?n her yerinde bulunabilen bu yarat?klar ormanda, da?da, insan bulunmayan yerlerde ya?amlar?n? idame ettiremezlerdi.

?nsanlar?n kanlar?n? emerek ya?ayan sivrisinek türlerinin yaln?z di?ileri kan emer. Di?iler de insanlar?n kanlar?n? kendi yumurtalar?n? üretebilmek için protein sa?layabilmek amac?yla emerler. Birçok cinste di?i sivrisinekler en az?ndan ilk yumurtalar?n? kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtalar? için kana ihtiyaçlar? vard?r. Bulabildikleri her canl?n?n kan?n? emerler, hatta deniz yüzeyine gelen bal?klar bile ellerinden kurtulamaz.
Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmad???ndan insanlar? sokmazlar.

Di?i sivrisinekler avlar?n?n yerlerini duyargalar? ve üç çift bacaklar?ndaki al?c?larla bulurlar. Al?c?lar ile nem, ter ve ?s? özelliklerini saptarlar. Sivrisine?in duyargalar? bir santigrad?n binde biri kadar s?cakl?k de?i?imlerini alg?layabilecek kadar hassast?r.

Di?i sivrisinekler insan?n nefes verirken ç?kard??? karbondioksit bulutu içinde, ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri de?erlendirirler, av?n yararl? olaca??na karar verirlerse eyleme geçerler. Baz?lar?n?n ‘sivrisinek bana dokunmaz’ demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokular?n?n, sivrisinek için cazip ve özendirici olmamas?d?r.

Sivrisinek san?ld??? gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kan? emmez. Sivrisinekte a?z?n alt?ndaki kesede iki tüp, iki de ne?ter olarak kulland??? testere a??zl? b?çak vard?r. Önce b?çaklarla deride delik açar, sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deli?in içine ak?t?r.

Bu tükürük insan kan?n?n p?ht?la?mas?n? önler, böylece ikinci tüpü sokarak, s?v? kan? size fark ettirmeden kolayca emer. E?er bir dakika içinde hala fark etmediyseniz, deposu kan?n?zla dolu olarak, kafay? bulmu? ?ekilde derinizden ayr?l?r.

Sivrisinekleri tahrik eden ?ey nefesinizdeki karbondioksit oran? ile derinizdeki ?s? ve nem oran? oldu?undan, özellikle geceleri sivrisinek hücumlar?n? geçi?tirebilmek için, çok s?k nefes al??veri?i gerektirecek fiziksel hareketler yapmaman?z, teninizi serin ve kuru tutman?z gerekti?ini unutmay?n.

Barkod Nedir?

barkod-nedir

Bu günlerde çar?? pazardan ald???n?z her ?eyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kal?nl?klar? farkl? dikey çizgiler ve baz? numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu mal?n etiketli taraf?n? bir cam?n üzerinden geçiriyor veya etikete bir ???k tutarak, fiyatlar?n? otomatik olarak yazar kasalar?na geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, i?lemlerini h?zland?rmalar? ve stoklar?n? daha iyi kontrol edebilmeleri için haz?rlanm??t?. Ancak sistem o kadar ba?ar?l? oldu ki, süratle her tipte sat?lan e?yaya konulmaya ba?lan?ld?.
?imdi, süpermarketten ald???n?z ve üzerinde barkod olan herhangi bir mal? elinize al?n ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklar?m?z? dinleyin.

Gördü?ünüz gibi, bir barkodda iki k?s?m vard?r. 1) Makinenin okudu?u dikey çizgiler k?sm?; 2) ?nsanlar?n okuyabildi?i 12 adet rakam. ?lk alt? rakam e?yan?n tan?m numaras? olup, üreticiler y?ll?k bir ücret kar??l???nda, bu kodlar? veren uluslararas? bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

?kinci gruptaki ilk be? rakam malzeme numaras?d?r. Ayn? kod birden fazla çe?itteki ürün için kullan?lamaz. Yani üreticinin satt??? her de?i?ik üründe, her de?i?ik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep de?i?ik malzeme numaras? verilir. Böylece markette ne kadar mal sat?ld???, depoda ne kadar kald???, hep kontrol alt?nda tutulur. Örne?in, teneke kola ile ?i?e kolan?n kod numaralar? farkl?d?r. Hatta kutu kolan?n bir kolide 6’l?k, 12’lik veya 24 adet bulunmas? durumunda bile farkl? kod verilir.

Sa?daki en son rakam ise kontrol numaras?d?r. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle haf?zaya al?nan bilgilerin, bir çe?it sa?lamas?n? yapar. Görüldü?ü gibi, barkodun üzerinde, mal?n fiyat? ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu tarad???nda sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralar?na göre girilmi? ve her zaman de?i?tirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez ma?azadaki mallar?n fiyatlar?n? her zaman de?i?tirebilme imkan? sa?lar.

Çe?itli kal?nl?ktaki dikey kal?n ve ince çizgiler ile aralar?ndaki bo?luklar, çe?itli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakam? temsil eder, yani altlar?ndaki rakam?n bilgisayar taraf?ndan okunmas?n? sa?larlar.

Fotoğraflarda Gözler Neden Kırmızı Çıkıyor?

k?rm?z?-göz-620x330

Geceleri fla?la çekilen foto?raflarda genellikle gözler k?rm?z? ç?kar. Peki foto?raftaki güzelli?i bozan bu olay nas?l olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri fla?la çekilen foto?raflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmi? üç tabakadan olu?ur. En d??ar?daki gözümüzü koruyan ve göz ak? da denilen sert tabakad?r. ?kincisi, kan damarlar?ndan meydana gelmi? ve ortas?nda göz bebe?inin bulundu?u damar tabakad?r. Bu damarlar sayesinde fazla ???kta göz bebe?imiz küçülür, karanl?kta ise daha çok ???k alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yava? yapar. Üçüncü tabaka da retina ad? verilen, ????a duyarl? k?lcal damar a?lar?ndan olu?an a? tabakas?d?r.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanlar?n gözlerinin arkas?nda, yani retinalar?nda ayna gibi, yans?t?c? özel bir tabaka vard?r. E?er karanl?kta gözlerine el lambas? veya araba far? gibi bir ???k tutarsan?z, bu ???k gözlerinin içinden yans?r ve gözleri karanl?kta p?r?l p?r?l parlar. ?nsanlar?n gözlerinin retinas?nda ise böyle bir yans?t?c? tabaka yoktur.

Foto?raf makinesinin fla?? çok k?sa bir zamanda çok kuvvetli bir ???k verir. Gözbebe?imiz ise bu kadar k?sa zamanda küçülmeye f?rsat bulamaz. I??k do?rudan retinaya ula??r ve oradan da do?rudan k?lcal damarlar?n görüntüsü yans?r. ??te fla?la çekilen foto?raflarda görülen bu k?rm?z?l?k retina tabakas?ndaki k?lcal damarlar?n görüntüsüdür.
Günümüzde, birçok foto?raf makinesinde, gözün bu k?rm?z? görüntüsünü azaltacak önlemler al?nm??t?r. Bu makinelerde fla? iki kere çakar. Birinci çak?? resim çekilmeden az önce olur ve gözbebe?inin küçülerek gözdeki yans?may? azaltmas?na zaman tan?r. ?kincisi de tam foto?raf çekilirken olur ki, gözbebe?i olmas? gereken durumu alm??t?r zaten. Ba?ka bir önlem de odadaki bütün ???klar? açarak gözbebe?inin önceden küçülmesini sa?lamakt?r.

Geceleri fla?l? foto?raflarda, gözlerin k?rm?z? ç?kmas?n?n önlenmesinin bir yolu da fla?? objektiften olabildi?ince uzak tutmakt?r. Günümüzde foto?raf makineleri o kadar küçülmü?tür ki, fla? makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Fla??n ????? göze gelip yans?yarak geri döndü?ünde do?rudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze d??ar?dan, her yönden ???k geldi?i için, fla??n ????? bunlar?n aras?nda daha az oranda gözümüze girer ve k?rm?z? göz olay? yaratmaz.

Yaşanmış En Düşük ve En Yüksek Sıcaklık Kaç Derecedir?

en-yüsek-ve-dü?ük-s?cakl?k-630x330

?imdiye kadar dünyam?zda tespit edilebilen en dü?ük s?cakl?k güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmü?tür. San?lmas?n ki güney kutbu devaml? kar ya???? ald??? için dünyan?n en so?uk yeridir. Antarktika daima karla kapl? olmas?na ra?men dünyan?n en az ya??? alan çöllerinden daha kurakt?r. So?uk hava çok uzun aral?klarla da olsa dü?en her ya???? dondurup, korudu?u için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama s?cakl?k olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha so?uktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güne?ten daha az ???k al?r ve güne?in gitti?i zamanlarda bu ?????n getirdi?i ?s?y? süratle kaybeder. Dünyadaki buzlar?n yüzde 90’? güney kutbundad?r, buzlar denizin alt?nda 600 metre derinli?e kadar iner. Ya?am ancak buz parçalar?n?n k?y?lar?nda penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, alt?nda hiçbir kara parças? olmaks?z?n, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabilece?iniz her ta? mutlaka gökta??d?r. Dünyam?zda ölçülebilecek en dü?ük so?ukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha dü?ük s?cakl?kta moleküller hareket edemeyece?i için buna ‘mutlak s?f?r’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama s?cakl?k 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritas? da önemli bir ?ekilde de?i?irdi. Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek s?cakl?k gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia‘da ölçülmü?tür.

Tabii en yüksek s?cakl?k insan? en fazla rahats?z eden s?cakl?k anlam?na gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vard?r. Göremeyiz ama havan?n içinde su da, daha do?rusu su buhar? da vard?r. Atmosferde bulunan su miktar? toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kal?nl???nda bir su tabakas? kaplard?.
Ancak havan?n içine alabilece?i su miktar?n?n bir s?n?n vard?r. Bu suya doyma seviyesine gelince hava art?k içine su alamaz. ?nsanlar terleyince ter buharla??p havaya kar??amaz ve art?k terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildi?iniz için fazla bir rahats?zl?k duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymu? havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.

Deniz Suyu Neden Tuzludur?

deniz-suyu-neden-tuzlu

Yirminci yüzy?l?n ba?lar?nda bilim insanlar? bu konuyu çok basit bir ?ekilde aç?kl?yorlard?. Bu aç?klamaya göre, her ne kadar nehirlerin sular? tatl? ise de içlerinde bir miktar da erimi? mineral vard?r. Yataklar?ndaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayalar? erozyona u?ratarak okyanuslara ta??rlar. Bu mineraller içinde en çok olan? kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adland?r?lan bildi?imiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.
Bilim insanlar? bu teoriden yola ç?karak dünyan?n ya??n?n da hesap edilebilece?ine inan?yorlard?. Ancak nehirlerdeki tuz oran? ile okyanuslardaki tuz oran? mukayese edilerek yap?lan hesaplamalarda dünyan?n ya?? 300 milyon y?l ç?kt?. Dünyam?z ise gerçekte 4,5 milyar küsur ya??ndad?r.

Ayr?ca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen y?l artmas? gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oran? bölgelere ve zamana göre de?i?iklik gösterse de içindeki belli ba?l? elementlerin yo?unluklar?n?n yüz milyonlarca y?l hemen hemen ayn? kald?klar? bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz ba?lang?çta denizlere nereden gelmi?tir? Bilim insanlar? da tam olarak bilemiyorlar ve emin de?iller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çe?it atomdan yap?lm??t?r. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanlar? Sodyum’un ilk teoride oldu?u gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere ta??nd???n?, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabu?u ile yer merkezi aras?nda kalan katmanlardan, okyanuslar?n diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize kar??t???n? ve bu ikisinin birle?erek denizin tuzunu olu?turduklar?n? tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmad???n?n cevab?n? alabilmi? de?iliz. Bilim insanlar? bunun aç?klamas?n? da ?öyle yap?yorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir ama ayn? zamanda denizdeki di?er kimyasallarla birle?erek, okyanus taban?ndaki kayalar taraf?ndan emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayr?l?p çökelti haline gelerek bir ?ekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca y?l, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oran?n? hep ayn? tutan bu müthi? ayar gerçekten çok etkileyici